devrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2020 Cuma

Salgın

 

kovid 19
korona 
cana tehdit mi ?
tehdit..

soru...

Gözle görülebiliyor mu ?
dili var mı ?
sesi var mı ?
dini var mı ?
milliyeti var mı ?
kadın-erkek genç-yaşlı,
çoluk-çocuk ayırıyor mu ?
dil, din, ırk ülke ayırıyor mu ?
hepsine kocaman hayır !


Yıl 2021 
emperyalizm
kapitalizm
mala tehdit mi ?
tehdit..!
cana tehdit mi ?
tehdit..!

soru...

Gözle görülebiliyor mu ?
dili var mı ?
sesi var mı ?
dini var mı ?
milliyeti var mı ?
sömürüyor mu eziyor mu
mazlum insanları ?
hepsine evet ise
tarihten beri en bitmeyen
en büyük salgın sizce ne ?


Levent ÖZCAN

22 Aralık 2020 Salı

masal


Bir doğru varmış dün
O doğru yalanmış meğerse bu gün.
Masal tekerlemesi
Bir varmış bir yokmuş gibi.

İyi olan şeyleri
hafife almakmış
Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde diye
Yalanlara başlamakmış

Hiç bir zaman uz gidemeyen
Hep azla yetindiren
Ceylan kuş ağaç orman
dere tepe düz giden

Develer tellal iken
Kaf dağının ardında biz hayallerdeyken
Tıngır mıngır bizleri uyuturken
Yorgan yakmadığımız pireler
Şimdi, hayal bile etmedikleri yerdeler

Azınlığın sonunun mutlu  olduğu bu masalda
Kusura bakmasın hiç kimse
Onlar ermiş muradına
Ben şahsen çıkamayacağım kerevetine. 

Levent ÖZCAN

2 Aralık 2020 Çarşamba

Bademli Köyü Türküsü



yolların var padişahım
korumalı morumalı

tekerine taş değmez
atlarının nalı hiç düşmez

kasabaya vardığım 
yolum var kardaşım

eşkiyalar neci ki
her sapakta vergici

*         *        *

sarayın var padişahım
odaları bin hane

şölenin var padişahım
sofranda bir biz eksiğiz

yaşadığımız köyüm
var kardaşım

katığımız zeytin
sanki biz yetimiz

*         *        *

fermanın var padişahım
iyi ki allah değilsin

sen birsin  padişahım
ama biz yüz binleriz

şikayetim var kardaşım
bu düzen gitsin

yeter artık üzmesin
yeter artık düzmesin 


Levent ÖZCAN

29 Kasım 2020 Pazar

Nallı Arap Said.(Dikili Zeybeği Sözleri)

benzemez teni
                tütüne
benzemez şivesi
                egeye

yüreği kırmızı
atmaz öz yurdunda

limandan açılır
kefaller peşine
bir gözü ağlarda
bir gözü düşmandadır

zeytin siyahı teni
fark edilmez geceleri

koşar kozak yaylasına
düşmandan haber verir
koşar kozak yaylasına
dikiliden haber verir

afrikalı said
inanmıştır kurtuluşa
gerekirse çarpışır
efeler safında
gerekirse çarpışır
mustafa kemal yolunda

hain düşman değildir
said ihbar edilir

yakalanır limanda
nal çakılır ayaklarına

ser verir sır vermez
satmaz anadolusunu
nalla yürütürler
umursamaz ölümü

sülüklü çeşmede
verir son nefesini 

Levent Özcan



16 Kasım 2020 Pazartesi

Deniz hali

Su : dünyada en fazla var olan.
Denizi oluşturan : su.
Deniz : dünyada en fazla yer kaplayan.
Suyun doğada üç hali var.
Sıvı katı gaz.
Okyanuslar. Ummanlar ve iç denizler.
Bir nevi gökyüzünde bulutlar.
Kutuplarda buzullar.
Bizde de özel bir deniz var.
Sözü ile düşüncesiyle eylemi ile üç kelime.

1 TAM

2 BAĞIMSIZ

3 TÜRKİYE


Levent ÖZCAN




14 Ağustos 2020 Cuma

vatan için .....

 En ön saflarda görünüp

Mevki Makam kapma teşalında !

Yangın yerinde...

Habire methiler göverterek

İhale kapma Çabasında !

İşgalcileri hoş tutup onları hoşlayıp

Efsunlar, hurefler içinde

DEĞİLLERDİ !

Tek sermayeleri Canlarıydı

Mevzubahis VATANDI..


Ruhları ŞAD olsun.

Levent ÖZCAN


27 Haziran 2020 Cumartesi

Ya hep Ya hiç.

ya hep ya hiç.

güne, güneş
geceye, yıldız
yıldıza, sonsuzluk
sonsuzluğu 
          özgür
             kılmak
                   gerek

siyaha, beyaz
beyaza, bulut
buluta, gökyüzü
gökyüzüne
        güvercinler  
                    ekmek  
                          gerek

umuda, hayal
hayale, emek
emeğe, alın teri
alın terine 
            değer 
               vermek 
                       gerek

devrime, onur
onura, hak
hakka, birlik
birliktelik 
            güçlü  
               olmak 
                    demek

Levent ÖZCAN

5 Ocak 2020 Pazar

SAHAYA ÇIKMADAN, MAÇ OYNAMADAN ŞAMPİYON OLAN TAKIM . ( bu yazıya mutlaka zaman ayırın.)




Cumhuriyet Kurulmuş.
Mübadele olmuş.
Rumların yaşadığı evleri, işledikleri toprakları Balkanlardan gelen mübadillere verilmişler.
Köyün orta yerinde,  Cami sınır.
Batı kısmı yani Rumların evlerinin olduğu kısım mübadillere dağıtılmış.
Anlayacağınız iki kutuplu bir köy.
Yerliler ve Muhacirler.
İlk zamanlar bırakın kız alıp vermeyi, birbirlerinin sokaklarına bile girmezlerdi.
Münferit ağız dalaşları, bazen ufak çaplı  kavgalar.
Epeyce bir süre anlayacağınız gergin bir ortam.
Muhacirlerin olduğu bölümde Kilise  okula çevrilmiş. Yerli halkın  çocukları da Mübadil çocukları da aynı sınıfları doldurmuş. 
Balkanlardan gelenler de Müslüman:  Namaz, cenaze derken kaynaşmalar doğal olarak başlamış.
Ancak  belki de Rumların evlerinde tarlaların da gözü olan Köyün yerli halkı içten içe yine de ayrımcılığa devam ediyorlarmış.

Adettendir düğün vesaire alaylarının önünde  köyün gençleri Türk bayrağı taşır. Alınan yüklü bahşişler bir kasada toplanırdı.
Bu köyde de toplanan bahşişler Futbol takımının kasasına konur malzeme alınırdı.
Yine bir gün düğün Alayı sırasında bayrağı  taşıyan köyün yerlisi genç nasıl olduysa elinden bayrağı yere düşürür.
Büyük suç. 
Haber Kaymakama iletilir.
Kaymakam hiddetlenir.
3O yıl boyunca Gençlerin düğünlerde Bayrak taşımasını yasaklar.
Bu karardan sonra Yerli ve Muhacir gençlerin arası daha da gerilir.
Yerli olanlar Bayrak Olayını Kaymakama Muhacirlerin ispiyonladığını söylerler.
Zaten oyuncu bulmakta zorlanan Köyün Futbol takımı ikiye ayrılır.
Biri Yerli Spor olur.
Diğeri Muhacir Spor.
Jandarma korkusundan Kavga etmekten çekinen köyün gençleri, hırslarını top sahasında birbirlerini yenerek alırlar.
Bu arada Köy Futbol Takımı dağıldığı için Kaymakamlığın düzenlediği köyler arası turnuvalara katılamazlar.!

____/
O zamanın gençleri evlenir çoluk-çocuk sahibi olurlar.
O çoluk çocuklarda büyür genç olur.
Bu ayrışma yani Yerli-Muhacir çatışması da yeni nesille yeniden gençleşir!

____/
Düğünler olur, düğünler bayraktarsızdır.
Kız - alıp vermelerde başlamıştır aslında iki taraf arasında.
Top yok, krampon yok, Köy takımı yok Çevre köy takımları ile maçlar yok!
____/
Gençlerin bu olay  canına tak eder sonunda.
Haberleşirler eski kilise şimdilerde okul bahçesinde gece buluşurlar.
____/
"Bu  hal böyle hiç iyi değil." 
"Bayrak taşıyamıyoruz,  bahşiş alamıyoruz." 
"En önemlisi de BİRLİK olup, Bir takım  çıkaramıyoruz." 
"Kaykamakamlığın düzenlediği Futbol Turnuvasına katılamıyoruz".
Gibi ortak sorunlarda birleşirler.
Düğünlerde Gençlerin Bayrak taşıması yasak olayına da kafa yorarlar.
Çünkü Düğün törenlerin de Bayrağa takılan paralar ile Futbol malzemesi almaktaydılar.
Bir fikirle heyecanlanıp yüksekçe sesle  sevinç naraları atarlar.
Fikir şudur: İlçe terzisine kenarları sarı püsküllü Türk Bayrağı ebatında kırmızı zemin üzerine çaprazlama beyaz renkte büyük harfle "Köy Gençliği" yazılı olan bir flama yaptırmaya karar verirler. 
Aralarında para toplayıp bir hafta içinde Flamalarına kavuşurlar.
Ve 10 Gün sonra Düğün alayının önünde Gençler Flamayla bayraktar olurlar.
Düğün sahibi başta olmak üzere köyden de bazı kişiler de Flamaya para takarak siftah yaparlar!

Bu olay 3-5 düğün devam eder.
Bu arada  askerlik çağı gelen gençlerin  Askere uğurlama celplerin de  bu flama taşınır. Futbol kulüp kasasına yine para girmektedir.
Nasıl olduysa bu flama olayı Kaymakamlığa ulaşır.
Kaymakam köyün ileri gelen gençlerini çağırır makamına:
"Benden önceki kaymakamların talimatı var elimde. "
Makam odasında sessizlik olur, sessizliği yine Kaymakam bozar:
"Sizin  Özel günler de düğünler de Bayrak taşıyıp bahşiş toplamanız yasaklanmış !"

Flama fikrini öne süren genç, gocuğundan Flamayı çıkarır: 
"Efendim bu Bayrak değil! Futbol takımımızın Flaması. Flamaya takılan paraları Bankaya yatırıyoruz. Buyurun Banka cüzdanımıza bakın üç kişi çekme yetkili. 
Bu paraları  rakı masasında yemek yerine,Futbol malzemeleri alıp turnuvalara katılmak için biriktiriyoruz." der.

Kaymakam bir Flamaya bakar, bir Banka cüzdanına. Ayağa kalkar " Gençler düğünlerde Türk Bayrağı Taşıma yasağınız şu andan itibaren bitmiştir, varın dönün köyünüze Aslanlar! der.

____/
Bu olayın geçtiği yıl 1968 yılıdır.
Bazı olaylardan dolayı Turnuvalar olmaz. Ta ki 1972 yılına kadar.
Ancak Her düğünle, her özel günde Bankada Futbol takımının parası birikir.
Hiç harcamazlar.

Cami Hoparlöründen şu anons geçer: Dikkat köyümüz sınırlarına Elektrik gelmiştir. Elektrik bağlatabilmemiz için (Kolay anlaşılsın diye şimdiki para ile yazıyorum ) 250 bin lira gerekmektedir. Herkesin ama çok ama az yardımlarını bekliyoruz ! Yardımlarınızı köy muhtarlığına yapabilirsiniz.!

____/
Fakirlik dönemleridir.
(Hoş Toprağı işleyen Köylümüz Tek parti dönemiden sonra ne zaman faizidir, destek ayakları altında kotalanan hatta ekimi dikimi yasaklanan ürünleri ekememeleri yüzünden rahat nefes aldı ki ?)
Köylü elinden geldiğince bolca yardım eder.
En büyük yardım yapan bir kişidir ?  Miktarı ise 100 liradır.*
Muhtarlığın elinde toplanan para miktarı : 117 bin liradır ancak !
Köy heyeti kararı ile Köy ortak kullanım alanı olan zeytinlik  125 bin liraya satılır.
Elektrik için toplanan para 242 bin Lirada tıkanır kalır. Herkes elinden gelen para yardımını yapmıştır!

___/
Eskinin Kilisesi şimdinin Köy okulu bahçesinde  gece vakti gençler hararetli olarak tartışır.
"Zaten turnuvada yok, kaç yıldır.Dolmuş masrafımız yok yeni forma ayakkabı masrafımız yok. Biliyorsunuz Kramponlar herkese zimmetli o gün antremana gelmeyenin  Kramponunu formasını başkası kullanıyor. Vallaha ben kara lastikle bile maç oynarım !"

____/
Gençler ertesi gün İlçeye gidip Klüp hesabında biriken tüm parayı kuruşu kuruşuna kadar çekerler. 
Dönüşte, Köy Muhtarlığına gidip Kulüplerinin tüm parası olan 6 bin 725 Lirayı Köylerine elektrik gelmesi için bağışlarlar.

Geri kalan para da oradan buradan toplanarak 250 bin lira toplanır ve Köye elektrik gelir.

____/
Köyde  düğünler  artık  sokak aralarına gerilen ampüllerin, aydınlığında yapılmaktadır.
Her düğün bitimine yakın, sahneye gençler çıkar Harmandalı oynar halay çeker ve  düğün sonlandırılırdı. 
____/
Yine bir düğün gecesinin sonunda Köyün yerli gençleri harmandalı  oynayıp yerlerine oturdular. 
Bu sefer sıra köyün muhacir gençlerine gelip harmandalı oynarlar. 
Sıra köyün yerli gençlerinin Halay çekmesine geldiği sırada gür bir sesle Aslanlar haykırışı işitilir.
Sesin geldiği yöne herkes bakar. Bayrak yasağını bitiren ve bir yıl önce yakın bir İlçeye tayini olan Kaymakamdır bu kişi.
Elektrik olayı kulağına gitmiş ve hala var olan Yerli-Muhacir çekişmesini bildiği için, düğünün bitimine kadar uzaktan gençleri seyretmiştir.

Halay çekilen yerin ortasına gelir.
"Ey yerli Halk Yörüklerimiz! Sizin değil miydi dedeleriniz? Rumlarla  yaşadığınız bu köyde Rumlarla beraber Zeybek oynayan?"

"Ey Muhacirler! Sizin dedeleriniz değilmiydi? Yunanistan Dramasında, Draniç'inde, Dranovası'nda Yunan komşularınızla Sırtaki oynayan Halay çeken.?

"Şimdi:"
"Kan bir! Bayrak Bir! Kader bir! Toprak bir! Dil bir! İnanç bir! 
Bu yıllarca saçma sapan sürdürdüğünüz ayrımcılık NEDİRRRR ? BUNDAN SONRA ayrımcılık yok" diye bağırır. 
Şoförüne işaret eder. 
Şoförü elinde bir Kupa ile gelir.
Kaymakam kupayı havaya kaldırır: " Bu kupa katılamadığınız Kaymakamlık Turnuvarına istinaden size hazırlattığım sizin Köy Takımınıza özel KAYMAKAMLIK ŞAMPİYONLUK kupasıdır" der.
Ve...
Hışımla  bir yerlilerden genç, bir muhacirlerden genç olmak üzere büyük bir halay oluşturur. Kendisi de Halayın en  başına geçer.
"Vur davulcu der."
...

Bayrağın o yıllarda ki önemine bakın !
Birde şuan ki önemine bakın.
Vatanımızın çok iyi yaşanılabilir olması için o dönemde ki gençliğe bakın !
Ortak çıkarlar söz konusu olduğunda gözleri hiç bir şey görmeyen gençlere bakın !
Ve şimdi bırakın arkadaşını Aynı iş için farklı görüşte olan kardeşini bile satan gençlere bakın!
Bir köy Futbol takımının maç bile oynamadan kazandığı başarıya bakın!
Şimdi ki kadrolarında 11 yabancı oynatan milyon dolarlık Futbol Kulüplerine ve başarılarına(?) bakın!

____/

Birde...
Birde...
Birde...
Neyse !
Vesaire...
Vesaire...
Ha * 100 lira yardım yapan mı onu daha sonra yazarım!





Levent ÖZCAN

1 Ocak 2020 Çarşamba

Güzel şey

Solcu olmak güzel şey ,
senin adın güvercin olsun kadınım
benim adım , gökyüzü
sen... kanat vur uçabildiğince
ben , masmavi sonsuzluk olayım sana ,
kat ettiğin,
mavilik MESAFELERİNCE..

Levent ÖZCAN

31 Aralık 2019 Salı

YETMEZ


Çok uzun yazıyorum diye,

okunmaz sıkar bunlar eleştirisinde
kısa ve yine özgür şiirler yazdım
yalan yok hiç te bir tat almadım.

Dört mısra ile neyi anlatabilirim ki ?


Çocuk desem: koşmaz

Bulut desem: yağmaz
Karanlık desem: tan ağarmaz
Aşk desem: sığmaz
Açlık desem: doymaz
Yoksulluk desem:  zenginlik olmaz
Faşizm desem
Devrim olmaz
Yurdum kurtulmaz.

Levent Özcan





Bu uçuk geldi.
Bu oldukça iddialı.
Hoşuma gitmedi açıkçası.
Bu da çok cafcaflı.
Pembe yakışmaz adama uymadı.
Bununla da olmaz ağırlığını kaldırmaz.
Her sabah ki kararsızlığım bu.
Ve bu beni bir gün öldürecek.
Neyse yine klasik takılayım bugün de.
Kursun kalemle başlayayım güne. Gökyüzünde kara bulut.
Ülkemin üstünde karabasan. Hükümsüz mühürsüz oylarla bileği, boynu bükülmüş Yurdumun.
Yorgunum.
Aslana sorsanız
Sirkte kırbacın şırrak sesin de
Sinmek ister misin diye?
Yada..
Bülbüle altın kafes vaad etseniz ,
Özgür iradesi ile ne derdi acaba ?
Koyun; çobanını, çoban köpeğini severde.
Kasabanın bilinmiş bıçağıyla yüzleştiginde.
Son pişmanlık fayda eder miydi ?
Boğazlanmadan önce ki
Son melemesinde.?
Hücre var.
Kan var, kütle var..
Hayvan var, ot var ağaç var..
Ancak akıl, akıl yok..
Düşünerek isyan yok...
Acı direniş sadece içgüdüsel. .
Sabahın köründe,
Kara kalemle düşüncelerim şiirsel.
Körü körüne inananların gözüyle bakarken,
Yatağımda gözlerimi ovuştururken,
Birden kırbaç.,
Birden altın kafes,
Aniden pas parlak bıçak geliyor aklıma.
Esnemem,gerinmem yarım kalıyor.
Bir çırpıda yüzümü yıkıyorum.
Düşüne bildiğim için,
Bana bahşedilen değerden dolayı.
Kendimle gurur duyuyorum.
( EN GÜZEL GURUR zengin yada fakir değil. . İNSAN OLDUĞUNUN farkına varabilme kibiridir. )

Levent Özcan.

20 Eylül 2019 Cuma

SOY, SUZLAR !



Van'da bir Alay Komutanlığı bölük iştimasın da.

_ 1969/1 TERTİP İZMİR EMRET KOMUTANIM...
- İzmir'in neresindensin asker ?
- MENEMEN İLÇESİNDENİM KOMUTANIM !
- Sizi gidi Atatürk düşmanları sizi!
"Şırrakk" diye bir sesle, acı duydum yanağımda. Usta birliğimde ki ikinci günümde, ilk ve son tokatımı yemiştim.
" Kubilay’dan dolayı tokat yediğimi biliyordum ancak hiç umursamadım. Belki de bir bakıma hak etmiştim de. Çünki, Kubilay'ı katledecek olanlar Manisa’dan gelmişler en son bizim köyün tepesinde ki çamlıkta mola vermişler daha sonrada Menemene gitmişler."
"O çamlığın adı 'Mehdi Çamlığı' dır hala."
Menemen'li arkadaşımın askerlik anısını hala unutamam.
____/
Girit 1900.
Rum çetelerinin epeyce azıttığı ve de çoğunlukta bulunan Türk ada halkına eziyetlerin başladığı yıllar…
1913'te, Londra antlaşması ile Yunanistan’a tek kurşun atmadan teslim edildi Girit.
Bu süreçte ada halkı bir bakıma aç bırakıldı. Halk, adada yetişen mevsimlik otları sofralarında öğün olarak kullandılar.
Girit’ten göç edenlerin doğada kendiliğinden yetişen otları seviyor olmaları belki de bu yüzdendir !
Günümüz de, Menemen ovasında her yıl binlerce dekar; otsu sebzeler yetiştirilmektedir.
Ispanak başta olmak üzere: Maydanoz, tere, roka, vesaire...
(Yanık köy, Haykıran, Doğa köy, Belen, Süleymanlı gibi çevre köyler.)
Menemeni icat edenler de belki Giritten gelenlerdir.
Menemenin ana maddesi domatesin Osmanlı topraklarında 1900'lü yılları içerisinde tarımı yapılmaya başlandığını düşünürsek Menemenin milli yemeğimiz olmadığını anlarız..
____/
Girit’ten; Göç edenler demişken, Mustafa Fehmi Kubilay'ın anne-babası da bu göç edenlerin arasındaydı !
Ne acıdır ki onu katledecek Derviş Mehmet te !
____/
Tarihimizde kara bir leke olan bu, Cumhuriyet karşıtı eylemi elbette bugün anlatmayacağım !
Mustafa Fehmi'nin Kubilay Han'ı çok sevdiğinden dolayı, sınıf arkadaşları tarafından "Kubilay" lakabı takıldığının.
Kubilay'ın, aydın idealist bir öğretmen olduğunu örneğin: Aydın İlinde "İlk devlet resmi nikahı" ile evlenen kişi olduğunun ve katledilişine kadar ki yaşamının çoğu ayrıntılarını birçok çeşitli kitaplardan okudum.
Boğazının, Tara bıçağı ile kesildiği cami avlusunda defalarca bulundum.
Olayın geçtiği sokaklarda, o anları endişe ile hissederek dolaştım.
Saygımın gereği de uzun yıllardan beridir, Aralık ayında anıtına gidip saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyorum.
Bu anma günlerinden bazılarında, "Devrim Şehidimiz" Kubilay'ın Torunu Mustafa Kubilay'la da tokalaşma fırsatım olmuştu.
____/
Lise yıllarımda, edebiyat öğretmenimiz şunu hep derdi!
"Arkadaşlar okuyun ne bulursanız okuyun!"
"Karşıt görüşteki kitapları da okuyun!"
"Yerde gazete parçası bile bulsanız okuyun!"
____/
Sırf Kubilay'ı anlatan elimde, cilt kıvamında kitaplar var.
Onu katledenlerden özellikle Derviş Mehmet ve azmettiricisi Esat Hoca efendi (Erbilli) hakkında bilgi edinmek na mümkün !
___/
Menemenin nasıl yapıldığını bilmeyenlerin gogıl amcaya sorduğu gibi,
bende bu Cumhuriyet düşmanları hakkında bilgi almak için gogıl amcaya danıştım.
En güvenilir bilgilerin olduğuna inandığım Vikipedi: Özgür Ansiklopedide de Olaya karışanların isimlerini tıkladığımda ne yazık ki hiçbir bilgi bulunamadı yazıyor.
____/
Bazı malum basında(?) "Menemen olayı" ile ilgili çıkan yazıları taradım.
Hani lise çağlarımda edebiyat öğretmenim demişti ya, karşıt görüş yazılarını da okuyun !
Ne hikmet ise bu olayı yapanların, o dönemde Manisa da takıldıkları kahveyi dahi yazabilecek kadar bilgi sahibi olduklarını okudum. Olayları yapanların " ayyaş, esrarkeş, işsiz güçsüz ayak takımı" olarak nitelendirmelerini okudum.
Ne var ki Ne Derviş Mehmet'in nede Esat Hoca Efendinin (Erbilli) hayatı ve torunları hakkında bilgiye ulaşamadım !

Aslında yazacak çok şey var... da !

Aralığa varmadan Cumhuriyet Devrim Şehidimizin ebedi ruhu karşısında saygı ve hürmetle eğiliyorum...

(Menemen halkı küçük istisnalar hariç, o dönemde de bu dönemde de Cumhuriyetin yılmaz savunucularıdır.)


Levent Özcan

2 Eylül 2019 Pazartesi

KAZ DAĞLARI ŞARKISI.

gövdeyi biçen
kökleri söken
katil metal makine

nefesi çalan
yeşili yutan
vahşi maden sermaye

dünya mavilik
orman can nefeslerimiz
tüketmemeliyiz-----biz

yurdumuz cennettir
ormanlar  geleceğimiz
kestirmemeliyiz-----biz

kızıl çamlar
ürkek ceylan
dalda kuşlar ve sincaplar
can dağları 
kaz dağları ahh

yerde çiçek
koşan tavşan
şanlı bulut dağ başları
kaz dağları
can dağları ahh

yurdumu soyan
güle güle kaçan
her şey sana  haram


Levent ÖZCAN

31 Ağustos 2019 Cumartesi

30 AĞUSTOS ZAFER VE ATATÜRK ŞİİRİ


doğdu bir ressam gibi,
sarı saçları aydınlık güneşi
gözleri evet gözleri
üç taraf çevreli masmavi denizler çizdi

çocuk oldu oyunlar oynadı
kırlarda koştu
elinde boş teneke düşman kovalar gibi
kargaları ürküttü bakla tarlalarında

okullu oldu yazdı okumayı bildi
bir adı vardı
ikinci adını da aldı
olgunluğa ulaşıverdi

genç oldu kanı kaynadı
canı yandı yurdunun düşüşünden
fikrinde devrimcilik
harbiyeli asker oluverdi

isyan direniş emperyalizme karşı bir haktı
bedevi oldu komutan oldu
trablusgarptan filistine
sürgün yedi filistin den suriye ye oradan doğu cephesine

imzasını attı
boğazlanmaya bir boğum kala
kocaman
çanakkale destanında

asi oldu bazılarına göre
günlerce kez binlerce kez kellesi koltukta
samsuna ayak bastı
geriye dönmeyi hiç düşünmemecesine
kanı canı pahasına memleket sevdasına

sıfırlandı bir gecede en sevdiği mesleği
sivil oldu kongre oldu
kalpak giydi
kuvayi milliye ruhuyla
can verdi
gün be gün çürüyen ulu vatan çınarına

sayısız vilayetten çeşit çeşit fikirler
örümcek ağlı camı çerçeveyi silmek yerine
söküp atıverdi hürriyetsizliği
yenilmişliği ezikliği
ortak akıl memleketti
Türk ün yüce meclisini açıverdi

düşman kapıda hatta içeri girdi
ramak kaldı an be an bıçak eti kesti kemiği deldi
başkomutan oldu kurtuluş'un baş rolünde
ya istiklal ya ölüm dedi

her şeyin yoksuluydular
memleket sersefil
gördü anaları gördü gözleri kadınları
koynunda omuzunda kucağında bir bebek taşır gibi
gördü gözleri sımsıkı sarılı cephaneleri
döndü iki damla ağlayı verdi

çocukları gördü
babasız dedesiz atasız
küçücük bedenlerinde savaş kocaman bir yorgunluktu
anne avuçlarında avuç içleri ısınırken
memleketin karış karış siper yollarında

yüzleri üşümüş soğuk
gözleri renksiz ve donuktu

genç askerlerini gördü
matarada su
karavana da yemek yok
aç ve bil aç
en önemlisi kütüklük te mermi yok
ancak damarda dolaşan kan asil mi asildi Umut çok umut çok
umut ucu savaşmaktan körelmiş süngülerindeydi

ares oldu gümbür gümbür
tanrlar zengini antik yunan torunları üstünde
olimpos ta değil ama
koca tepe de savaşın senaryosunu yazdı
ve savaşın sanatını icra etti
afyon ovasının kocaman perdeli sahnesinde

bırak yunanın galip gelmesini istemeyi
yunanca ege bile demedi
kabullenemiyordu o denizin yunan ismini
ordular ilk hedefiniz akdenizdir dedi
ve akdenize ulaştı masmavi gözleri

9 eylül'de yedi düvelle
tebaayı da denize döküverdi.
o zaman çiçek yoktu izmir in dağlarında ama tohumları filizlenmişti
gerekmedikçe savaş savaş bir cinayettir dedi

komünizm saltanat tek adamlık
her bir rejim elinin altında
hepsine muktedir iken
yumruğunu masaya vurdu hepsini ezdi
yarın Türk Cumhuriyetini kuruyoruz dedi
işte o an dünya üzerinde dünya gözünde
asrın lideri oluverdi

açlığı acıya çok katık etmişti milleti
köylü milletin efendisi tarım dedi
yokluğu yoksulluğu öğrenmişti
cehaleti hurafeye görmüştü çözmüştü
okul dedi fabrika dedi
Türk öğün çalış güven dedi

Türklüğünü hiç gizlemedi
Türklüğünden hiç yerinmedi
Türk halkına hep değer verdi yüceltti
Türk milleti zekidir
Türk milleti çalışkandır dedi

kimi kağnı ile kimi sırtında cephanesini yavrusu bellemiş
kurtuluş taşıyan savaş kadınları geldi aklına
anadolu nun öksüz yetim üşümüş solmuş
savaş çocukları geldi aklına
genç askerleri ve
tazecik emaneti geldi aklına
medeni kanun
23 nisan çocuk 19 mayıs gençlik dedi
ahde vefa zamanıydı şimdi
çekilen acıların bedellerini onure ediverdi

ebedi ayrılık Allahın emri
ölüm hak miras helal
tüm servetim Türk milletinindir dedi
zaten adam gibi adam dı
o andan sonra fikirleriyle devrimleriyle
nice kalplerde ÖLÜMSÜZ DÜNYA LİDERİ oluverdi



Levent ÖZCAN

11 Ekim 2014 Cumartesi

kömür

Bu gün,
Örttüm kendimi karanlıkla.
Of off maden yıldızsız gece den de katran yine.
Peşi sıra kamçılıyor nefes batımı çiğerlerimi korkutuyor.....
Nefesim kesiliyor önce..
Sıcaklık örtündüğüm geceden beter bedenim den damla damla mum çalıyor.

Akordu korkudan acıdan bozulmuş ses tellerimden.
Kendimin bile anlamakta zorluk çektiği çığlıklar uğultu oluyor.
Titriyorum....
Eriyorum...
Korkuyorum.
Karbonnun her halini soluyorum.
Geçiyorum kendimden...
Toprağın içi ağlıyor nemden
Alın terim gibi mürekkep siyahı..
Alın yazımın son düzeltmeleri bu.
Biliyorum.

Evim geliyor aklıma..
Hayat sahnemin bodrum katında.
Sonra evini ANAÇ eden anacığım..
Ellerim uzanıyor madenin sonsuz odalı boşluğuna.
Kör ebe oynar gibi.
''ONUN'' ellerini yordamlıyorum.

Nefes yorgunu öpmeye çalışıyorum
Arap kızı dudaklarımla.
Korkumu batırıyorum cannım anacağımın
Ellerine.

AH anacığım..
Üç kuruşluk  Babam emekli maaşı ile hayat kaynağım.
Nice kıtlığım da  varlığını borç kanalıma boca edip beni rahatlatmamış mıydın.
Serin bir vaha idin sen,
Simsiyah ''yeraltı '' çöl günlerimde..
Düne kadar  Üç kuruşa çalıştırılıyorduk be.
...
 Oysa Akhisar'ın bir köyün de
Tarlamız , tapanımız ineklerimiz varmış..
Sen anlatırdın ya
Kendi çocukluğum şimdi bir bir
Göz perdemin sahnesinde.
Hatırlamadıklarımı, çocuk ruhumu  görüyorum,
Cenneti görüyorum.
BU KAPİTALİST GÖÇÜK ALTINDA.
Ben bilim adamı olacakmışım meğer.
O cenneti devam ettirebilseydiniz.
Akhisar'da TÜTÜN kotalanmasaydı eğer.
Babacığım çaresiz madende
Çalıştırılmaya zorlanmasıydı eğer..

Anne Ölüyorum..
Farkındayım nefesimin devamı yok.
Karım ESMANURA'a ...
De kiiiii
Rüyasına gir bu gece n'olur..
Apansız yıllar yorgunu..
Beni anlat ..
KOCANI görüyorum de...
Dimağım soluyor anacığım..
NEFESİM'in TARİHİ GEÇMİŞ .
Ucuz  Çin uşağı PATRON maskelerinde..
Daldım özür ...
Anacağım  ''SEMANURA ''  deki
Onun rüyasında benim adımla..::

SEN bir tarla'ydın
Gün ışığında yaşadın.
Aydın iki çiçek verdin ona
 Benim anaçlığım gibiydin de..
Yarına genlerimizi taşıdın de...
De anacağım.

Bak buğusu çalınmış kuru hayallere çelme atıyor düşüncelerim.
Nefesim kurudu Anacığım.

Gözlerim pörtlüyor...
Hayallerim şerefsiz düzende temelsizmiş.
Nefesim daraldı
Sana geliyorummmmm.
Simsiyah kömür tozu kabuslarım da
Kabrin ışıl ışıl ...
Görüyorum...
Geldim ..
Anne....


Levent ÖZCAN











Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...