7 Eylül 2022 Çarşamba

sizde dolar dört lira

bizde on sekiz küsur

sizde avrupanın en ucuz gazı

bizde battaniye sarması

sizde bolluk bereket

bizde kuru soğan-ekmek eşittir et

sizde adamlık cinsiyet

bizde insanlık medeniyet

siz azınlık

biz çoğunluk

elbet bitecek bu sizde ki varlık

elbet bitecek şu bizde ki darlık

gel sandık gel sandık...

Levent ÖZCAN

İŞ


 satmakla

atmakla

olmuyor bu işler.

köprü yaptırmakla değil

iş köprü kurmakta.

yol yaptırmakla hiç değil

iş yol almakta.

ha bire memleket nutkunda değil

iş sıfırdan memleket kurmakta.


Levent ÖZCAN 

9 Temmuz 2022 Cumartesi

dıj güc





ey şerefsiz dış güç
en vahşi sırtlan kapitalist
önce tütün ekmeği sınırlattırdın.
oysa tütün işi şubatta soba kıyısında başlardı.
nice hayaller ve umutlar ,
keseler içinde tohumlar
çıtır çıtır çatlayınca telaşlanırdı.
fidan ocaklarında yeşerirdi mart ayları
kurtardın mı fidecikleri.
don  yakmadan kırağı tiz yağmadan
tarlalar da öküz ize at izi
dalgalanılırdı topraklar.
pulluğun ardında
leylekler solucan kapma yarışlarındaydı.
muntazam ters sürgüden sonra
karıkçı şen, yevmiye hesabıyla
açtığı karıklar sicim gibi ve ala tavda 
baskıcı kadınlar yemeni kenarı işler gibi
cıvıl cıvıl başlarında tülbentler
maharetli makine ritmi elleriyle 
yatırırlardı fideleri toprağın bağrına.
akşam üstü alın teri karşılığı ceplerinde paralar.
İlk çapa son çapa ilk su ve nice tütün dizme ve kırma
ırgatlık neden ayıp olsundu ki
ele güne avuç açmadıktan sonra.
ne toprak damlı hane ne tuğladan, çatısı kiremitli malik hane
duvarları sazdan samandan çuldan çardak,
en görkemli uyku hane
ilk tarla tütün, yan tarla illaki buğday
ve sınırlarda süpürgelikler.
bir evlik nohut onun ötesinde 
bakla fiğ biçildi mi 
domates biber kabak acur börülce bostan
doğrudan hepsi dalından.
kuyu kenarında mis gibi naneler
maydanoz dere otu
zeytin ağacına bağlı bir koyun süt ve yoğurt
diğer üç zeytin ağacında bağlı üç kuzu
biri kendine kurbanlık,
diğer ikisi satımlık.
.....
şeker köy bakkalından,
çay köy bakkalından,
pirinç köy bakkalından...
onu da onları elbet üretenler kazanacak...
ey şerefsiz dış güç
en vahşi sırtlan kapitalist
tütünü bitirttin ya!
kuzuyu 
sütü
nohudu
domatesi
baklayı
ekmeği off can buğdayımız
mis toprağımız
ırgatın alın terini de bitirttirdin ya !
virjinya baronlarını zengin ettin.
teksas kovboylarını vezir ettin ya.
ah çevremiz zengin
ah fakir aklımız ah fakir aklımız.

Levent ÖZCAN

HAYAL


 

2 Temmuz 2022 Cumartesi

HOMO SAPİENS

Levent ÖZCAN

 

REİS

Levent ÖZCAN
 

MİNNET

Levent ÖZCAN

 

DÜRÜST

Levent ÖZCAN

 

Mektup

Levent ÖZCAN

 

BEN OY ATTIM BEN SUÇLUYUM

Levent ÖZCAN

 

ATATÜRK

Levent ÖZCAN

 

ATATÜRK

Levent ÖZCAN

 

Haramiler

Levent ÖZCAN

 

Şaşarım

Levent ÖZCAN

 

UYAN

Levent ÖZCAN

 

SORULAR


Levent ÖZCAN

 

ZEDE


Levent ÖZCAN

 

24 Aralık 2021 Cuma

Yağlı Şiir

yüzde yüz hatalı olsan da
hep suyun üstüne çıkacaksın
zeytin yağ gibi.

rafları doldursan da
kendini ağırdan sattıracaksın
ay çiçek yağı gibi.

memeler dolusu çağlasan da
kıla tüye aldırmayacaksın
tere yağ gibi

ondan azıcık bundan azıcık oluşturulsan da
her çeyreğinde palm yağı taşıyacaksın
nebati yağ gibi

un ufak olacak şekilde kırılsan da
mutfakta yangın olsa bile püskülünü savuracaksın
mısır yağı gibi

cozur cozur cozurdamasan da
efil efil yemeklere tat-koku olup sızacaksın
susam yağı gibi

kibrinle kalp damar, tınlamasan da
viskinin acısını alacaksın
asla ezilmemiş fındık gibi

sağlığa zararlı  olsan da
fakir-fukara sofralarda kral olup taç takacaksın
palmiye yağı gibi.

mangalda yağsız ete marina olacaksın
makamda ki vasıfsız adama yakılacaksın
göze girmek için bıyıklara badem olup sürüleceksin
ayak yapacaksın köseleyi parlatacaksın
kısacası bedeni belden doksan derece  eğeceksin
gelen geçene yağını çekeceksin.

elbet bir yerlere geldiğinde
geçmiş geride kalmıştır kendince
bundan sonrasın da
nice yağcılar dolacak çevrene
ya arabın yaptığını yaparsın
yağın bu bolluk dönemlerinde
yada son model arabanda
yada makamında nice kendinden geçmeler
iki üç fırtlık anlık pudra şekerlemelerinde.


zaman çabuk geçer
kollestrol yükselir
başlar motor yağı kıvamında günler.
kabında son damla yağma da tükenir.
ikametin silinir.
inilecek yağcılar semtinde de artık değilsindir.
patatesler haşlamadır
balıklar buğulamadır.

şimdilerde haykırman
boş teneke sesinden ibarettir.
Şimdi hesaplaşma zamanıdır.
Bak işte ben buna karışmam.

Levent ÖZCAN

8 Kasım 2021 Pazartesi

gündecilikli Mustafa amca




pandemidir... 
ekonomik durumdur...
kuru ekmek soğana talimdir...
temel gıda, protein yok...
meyve-sebze vitamin yok...

bet-beniz, renk değişir...
tabii ki mide de örselenir...
kul hakkı yiyenlerin...
garibanı ezenlerin...
burnu kaf dağında gezinenlerin...
mide fesadı geçirenlerin...
durumunu bir bir anlattı...
"karakterimiz piç olacağına
ulan mide delinirse delinsin..!"
dedi... 
yan sokağa saptı...
gündecilikli Mustafa amca....
şeffaf torbasında kuru ekmeği belirgin...


Levent ÖZCAN


KASIM 10


belki azrailin bile zorlandığı anlar vardır
dünyadan almak
çok sevilen insanı
geride yüz yıllarca yas bırakarak


emir büyük yerden olunca
bazı sevgili kulları
daha çabuk kavuştururmuş yaradanına....

Levent ÖZCAN

30 Ekim 2021 Cumartesi

ZOR AMA GÜZEL OLAN ŞEY CUMHURİYET

Bir güzel ülkedir bu türkü
İçinde insanlar var
Halka vatan sunan bir öykü
İçinde destanlar  var

Başta Mustafa Kemal
Samsun umuda varış
İzmir de can haykırış
İşgale baş kaldırış
                                                  
Dört bir yanda kabus eziyet
Emperyalist emeller
Hayalden ötedir hürriyet
Saraylı efendiler

Başta Mustafa Kemal
Yüreği büyük efeler
İlden İle kongreler
Tam bağımsız fikirler

Güneyde İtalyan Fransız
Çölden beter mi beter
İzmir İstanbul itibarsız
Yürek-sinir, harp eder

Başta Mustafa Kemal
Bir çatıda mebuslar
Ankara da umutlar 
Tek yürek  kuvvacılar

Son hat Polatlı tepeleri
Düşmana can direniş
Top sesleri ağıt dilleri
Hattı-sathı bekleyiş

Başta Mustafa Kemal
Yaydan çıkmış askerler
Kocatepe son kader
Dumlupınara iner

Barut-bulut, mermi sağanak
Toprak kanla işlenir
Mevsim Türke aldanarak
İklim artık zaferdir

Başta Mustafa Kemal
Peşi sıra ordular
Kağnı çeken kadınlar
Yalın ayak çocuklar

Hedef belirlenir Akdeniz
Anadolu devleşir
Bir Başka akar canım Gediz
İzmirim  çiçeklenir

Başta Mustafa Kemal
Efsanedir, kurtuluş
Kim demiş Türk yok olmuş.
Özgürlüğü kaybolmuş

Asrın en güzel ekimidir.
Batı diktatör bekler.
Onun aşkı Cumhuriyettir
Eskiye sünger çeker.

Başta Mustafa kemal
Asrın devrimcileri
İlk dev hediyeleri
Türk Cumhuriyeti

Levent ÖZCAN

23 Ekim 2021 Cumartesi

Basit

ırkı topla
tüfekle değil
kültürle 
yok edersin



Levent ÖZCAN

DAİMA ONUN HEDEFİNDEYİZ

 




1919 da asi dediğinizde
biz Mustafa Kemalciydik
"mandacılık" dediğinizde
biz istiklalciydik
ege dağlarında "eşkiya" dediğinizde
biz Kuvvayı Milliyeciydik
1950 de "komünist" dediğinizde
biz bağımsız Türkiyeciydik
1968 de "hello" 6. filo dediğinizde
biz yanki go hom(e)cuyduk 
12 eylüle "evet" dediğinizde
biz Cumhuriyetçiydik
komünizm bitti üzüldünüz
şimdi diyorsunuz bölücüsünüz
ah kavonoz dibli dünya ah!
1919 ruhu ile bizler
hep
KEMALİST
daima
ATATÜRKÇÜYÜZ 



Levent ÖZCAN

ATATÜRK





Sahil şehrinde doğdu

Reis olmadı !

Akdenize nazır Afrika, Dernesi Tobruk'u

Reis olmadı !

Filistin'i Sinas'ı İngiliz oyunu.

Reis olmadı !

Kuş bakışı Conkbayır'ı Saroz'u

Reis olmadı !

Karadeniz'e açıldı Vatan borcu

Reis olmadı !

Dolaştı Sivas'ı Erzurum'u

Korumalı(!) Reis olmadı !

Ankara'da kurdu orduyu

Reis olmadı !

Sökün etti kurtardı Anadoluyu

Reis olmadı !

Ege denizini düşmanla doldurdu

Reis olmadı !

Takan varsa 2-3 tayfa dümen suyu

Reis olmak en kolayı !

O ise Cumhuriyeti kurdu.

Yüyılların Şanlı Lideri oldu.


Levent ÖZCAN

NEDEN BÖYLEYİZ

 



Neden patatesler
Sarı renkli
Neden  soğanlar 
Kırmızı renkli çuvaldadır.
Neden Pazarda domates satan
Kırmızı renkli
Neden Pazarda salatalık-yeşillik satan
Yeşil renkli şemsiye açar.
Hıyarlık bizde mi
Keriz-kereviz
Ayva-mayva
Turp gibi turup
 hepsini yeriz
21 nci yüzyılda işte

hep keklendiklerimiz.


LEVENT ÖZCAN

MİNNETLE

onların!
çivileri yoktu
nalları yoktu
atları yoktu
yiğit miydiler? 
yiğittiler...
yine de vatan kurtardılar.
çoğu yalınayaktılar...!


LEVENT ÖZCAN

Teşbih

 Dürüstlük
denizdir
Vicdan fırtına
gerçekler ise
dalga.
sürekli kamçılar denizi 
fırtına
dellenir deniz
dalgalanır.
kocaman abidesel 
kaya gibi yalanlar
gerçeklerin dalgasında
bir gün olur 
çakıl 
ertesi gün ufalanır
zerrelerce kum olur..
Dürüstlüğün dibinde kaybolur.


LEVENT ÖZCAN

Geçmiş Ola . Babama


 Sevgili geçmiş
Satırlarıma başlamadan önce
Büyüklerin ellerinden öpemiyorum..! 
Elini veren kolunu kaptırır dönemindeyiz...
Küçüklerin gözlerinden de öpemiyorum...!
Sabi sübyancı sapıklar, yüzünden...
Hala, amca teyze hal hatır soramıyorum..!
Hepsi hikaye de canlı.!?
Ancak WhatsApp ta hepsi çevrimdışı...
Köyümü soramıyorum..!
Deniz kıyılarında zenginlerin tel örgüleri...
Zeytinliklerin yerinde  beton yığınları...
Dağlarında keçiler kuzular yerine
Dev gibi dönen rüzgar gülleri...
Sığırcık kuşları yok!
Leylekler yok!
Arılar yok!
Kekik yok!
Bu mektubu sana göndersem, 
Eline ulaşır mı bilemem..!
Postacıların elinde tebligat haciz evrakı çok mu  çok...
Her nasıl olursa da olsun yine de.
Sen yıllar önce yetirdiğimin 
Babamın ellerinden hürmetle öptüğümü söyle...!
Levent ÖZCAN



KUYRUK

 


hani diyorlar ya

eskiden:
tüp kuyrukları
yağ kuyrukları
şeker kuyrukları
gaz kuyrukları
vardı diyorlar.
O zamanda
piyasaya arzı mal, az 
ederinin üstünde olmasına rağmen fiyatı
insanların cebinde parası vardı demek ki
sıraya girmişler.
şimdiler de 
tüp 
yağ
şeker
gaz
çoğu ithal var mı var.
kuyruklar ise dünden daha da çok.
bu kuyruklar çaresizlik:
20 kuruşa ucuz ekmek kuyruğu
2 liraya  ucuz yağ kuyruğu

60 kuruşa ucuz şeker kuyruğu.
bu kuyruklar fakirliğin fukaralığın kuyruğu.
Bir şeyle övüneceksen
Her şey dahil süper yıldızlı otellerin
lobilerinde tatil için sıraya girmiş.
işçilerin emekçilerin iç geçirmiş
emekli dul ve yetimlerinin
oluşturduğu kuyruklarla böbürlen.


 Levent Özcan

CUMHURİYET

 Selanikte başladı türkümüz...
Bitsin diye çok beklersiniz siz..
Bunun  KITALARI var
Bunun NAKARATI var...
Oysa ki biz....
Daha biz ilk satırdayız....

Karmaşa


Aç tarih kitaplarına bak
Yunanı denize dökenin
Osmanlı ordusu değil
Anadolu insanlarının oluşturduğu
Yüce Türk ordusu olduğunu
anlayacaksın.

kıskanılmak

 isviçre de
kakao yok
fındık yok
çikola
ta satar.


israil de 
toprak yok
gübre satar
tohum satar


belçika da
maden yok
pırlanta satar


hollanda da
iklim yok
çiçek satar


almanya da 
petrol yok
araba satar


hint fakirinde
para yok
uzaya çıkar


küba da
kapitalizm yok
sağlık sunar


Amerikada ingiltere de
her şey var ama
habire ülke sofralarından
ekmek çalar.


bizde her şey var
amma:!?
herşeyi dışardan alırız
yan gelip yatarız.
tabii bizi kıskanırlar


Levent ÖZCAN

KOMİSYONCU

 hani diyorsun ya rüstem abi sen

ben yurdun her iline ulaşırım.

ve hatta yabancı şehirlere.


sen anadolu bozkırında

dolandın mı

karış karış

soluklandın mı sakaryanın 

kıyısında


sen misal rüstem abi

karadenize paralel

uçarcasına  serçe kanatları hızında

samsun kastamonu amasya sivası erzurumuydu

ve bulundun mu

umut dolu ankara da


sen ki rüstem abi hep gürlersin ya

sen oraya o buraya 

sen in o binsin

o gitsin bu gelsin

sen hiç  rüstem abi söyle 

sen hiç bulundun mu çanakkale içinde


ve rüstem abi sen kıvrıla kıvrıla

ama hiç debi kaybetmeden bir çırpıda

kütahya afyon uşak manisa aşıp

mendereslere  gedizlere karışıp

izmire ulaştın mı

poyrazı kovalayıp

imbatı karşıladın mı

abi sen kordonda


sen bir bakıma diyorsun ya

ben beslerim

ben giydiririm

ben içiririm 

böbürleniyorsun
ya 

her konuşmanda

ileri geri

sen elinde telefonuyla

lider nakliyatta 

komisyoncusun be abi


Levent ÖZCAN


EGE DENİZİ DAİMA HAZIR


 

ÇEVRE


 

9 Şubat 2021 Salı

Gerçek yaşanmış bir Kahramanlık Hikayesi.

 


Zaman Kuvayı milliye ve kurtuluş savaşının başladığı yıllardır. 


Olayın yaşandığı yer ise Günümüzde İzmir'e bağlı olan Dikili ilçesidir.
O zamanlar Bergama'ya bağlı, kuzeyinde Ayvalık ilçesi, doğusunda Bergama, batı ve güneyinde Ege denizi ile sınırlandırılmış bir liman ve sahil kasabasıydı Dikili.

Dikiliye ve köylerine, antik dönemden bu yana geriye dönüp bakarsak, tarihi kalıntılar ve tarihi kültür adına pek bir şey bulamayız.

Oysa ki 30 km içeride Tarihe çeşitli alanlarda imza atmış kişilerin yaşadığı, başta Dünyanın en dik Tiyatrosunun bulunduğu çeşitli muazzam antik döneme ait yapıların günümüze kadar heybetinden hiçbir şey  kaybetmediği , çalınan Zeus Sunağı ile Bergama Krallığının yanında Dikili'nin bu konularda adının geçmemesi oldukça düşündürücüdür.

Antik döneme ait kaynaklarda  adı Aterneus olarak geçen Dikili, bu ismini  Osmanlının fermanı ile  çevresine dikilen zeytin ağaçlarından dolayı önceleri " Dikmelik"   olarak adlandırılmış. Daha sonrada Dikili adına  evrilip günümüze kadar gelmiştir.

Yakın zamanın izlerinden ve çoğu kişinin bilmediği bir çok kahramanlıkların yaşandığı Dikili de gerçek yaşanmış bir olaya bırakalım şimdi satırlarımızı.

Kuvva-i Milliye yıllarıdır.
Hasan Tahsin'in Kordonda düşmana ilk kurşunu sıkmasının üzerinden geçeli nerede ise iki yıl olmuştur. 

Sakarya ırmağının doğusuna çekilip mevzilenen kurtuluş ordusu ile karşısında toplarını  hiç susturmayan top seslerinin dahi Ankara'dan duyulduğu Yunan ordusunun Ankara'yı almak için yapacağı son hamle anlarıdır.

Diğer kıyı Ege kentlerinde olduğu gibi Dikili de de Rum azınlık çoğalmaktaydı. Dikili'nin liman kenti olması dolayısıyla karşı ada Midilli'den asker, askeri malzeme sevkiyatı oldukça yoğundur.

Bunun yanında, bereketli Dikili toprağında yetişen tütün, pamuk, zeytin ve özellikle boya yapımında kullanılan meşe palamudu pelitleri Dikili limanından dünyaya açılmaktadır..

Yine diğer işgal kentleri ve kasabalarında olduğu gibi yerli halk çaresiz suskun üzgün sonlarının ne olacağından endişelidirler.

Ayvalık'ta Yunana direnen Ali Çetinkaya ve Mustafa Kemal adları Dikili de de çoğu insanın gizliden gizliye  son umutları ve en son çareleridir.

Bir tarafta Sarayın Yunana direnmeyin fermanı, bir tarafta Yunan işgali ve yıllarca dost yaşadıkları Rumların şımarıkça azgınlıkları, dağ başlarında direnen efeler ve  Ankara da Mustafa Kemal komutasında savunmada bekleyen yokluklar içinde bir ordu.

Kasaba ahalisi bu  dörtlemede köşelerden köşeye savrulmaktadır. Kilise çanlarının ezan sesini susturduğu, haçlı mavi beyaz çubuklu bayrakların dalgalandığı bir dönemdir Dikilide.

Balkanlarda topraklar tek tek kaybedilmiş, Ege adaları elden çıkmış, Bu son yaşananları İstanbul'da  İngiliz savaş gemilerinden  saraya çevrilmiş topların ucunda izleyen sarayın  çaresizlik içinde olduğu haberleri ise tüm yurtta olduğu gibi peşi sıra Dikiliye de gelmektedir.

Dikili de bu durumu içine sindiremeyen, hazmedemeyen insanlarda vardır. Bunlardan birisi de Arap Said'dir.

Limanda balıkçılık yapar. 
Dikilide konuşlu Yunan garnizon komutanın izin verdiği deniz üzeri mesafelere akşamları ağını atar sabahta balık hasadı yapar  çektiği ağlardan.

Güleç ve şakacıdır. Her gülüşünde inci gibi  bembeyaz  dişleri, zeytin siyahı teniyle tamamen tezattır. "Aslen nerelisin" diye sorulduğunda; "Ataları Afrika'dan kaldırmışlar, Mısır'a köle olarak satmışlar, oradan da dedeler buralara gelmiş" der. Bu yüzden ona limanda balıkçılar "Arap" lakabını takmışlardır.

Arap Said gündüzleri  zeytin siyahı teninden dolayı deniz üstünde olsun limanda olsun diğer insanlardan çok daha fazla  fark edilir. Özgürlüğünün ilk ve son adresi olan bu limanda bulunmaktan oldukça mutludur oysa. Köle değildir mesela renginden ırkından dolayı asla kimse onu dışlamaz. Kendinden eziklik duymaz "insanım" der  "gerekirse hamallık bile yaparım" der. "Yeter ki burada yaşayıp öleyim" der geçer.

İlk kurşunun sıkıldığı günden bu yana Dikili; Ayvalık gibi tamamen Yunanlıların elindedir. Bunların yanında Bergama  ise daha direnir Yunana. Kimi zaman Yunan'ın işgaline uğrar Bergama kimi zaman Kozak yaylasında Ali Çetinkaya önderliğinde Efeler ve Kuvva-i Milliye'ye katılmış milis kuvvetler tarafından kurtulur Bergama! Ancak Her Yunan kuvvetlerinin Bergama'ya girişinde halk katledilir.

Alnında ki zeytin siyahı teninde kölelik kara yazısını siler atar Arap Said. Mustafa Kemal'i oda duymuştur. Köle olarak doğmuş kaderine bu en son boyunduruğu olan, Dikili'nin Yunanlılar tarafından işgal edilişini asla içine sindiremez. Elbet Türk değildir. Ancak köleliğin içinden gelen biri olarak  genlerine yer edinmiş özgürlük  baskısına dayanamaz. Tüm gününü geçirdiği. Dikili limanında Yunan askerlerinin ayak seslerini kırbaç gibi bedeninde hissederek çok acı duymaktadır. Limanda ki çoğu balıkçıların aksine Mustafa Kemal'e Yunan toplarının Ankara'dan duyulduğu çaresizlik anların da dahi  çokça inanmıştır.

Ve kararını verir. Kozak yaylasında direnen Efelerin milis kuvvetlerinin yanına gitmeyi aklına koyar. Ağlarını, denize acı türküler eşliğinde serdiği bir akşam üstünün gecesinde, 
40 Kilometre yol alır. 



Yol boyunca bir kaç Rum çete devriyesini  iki adım yanından geçmelerine rağmen simsiyah teni ile karanlığa kamufle olup atlatır.
Varır Bergama'nın Kozak yaylasına.
 
Dur çekilir bir yamaçta. Karanlık zifirdir. 
Yere yatar.
 "Ben tek kişiyim yere kapaklandım, silahım yok adım Said Dikilidenim bana Arap Said derler" 
 "sesime gelin bulun beni "der.  
Bulurlar Arap Said'i gözlerini bağlarlar. 
Milislerin konuşlandığı bir koruya götürürler. 
Balıkçı olduğunu, limana rahat girip çıktığını,, askeri bilgiler verebileceğine söyler.
Afrika'dan Mısır'a, Mısır'dan Dikili'ye geliş serüvenini anlatır Said.
Köle olmanın ezikliğini anlatır Said.
Dikilide ki özgürlüğünü anlatır Said.
"Ben tenimden dolayı köleydim ama  anladım ki şuan  işgal anlarında köle edilmek için ten renginin de bir önemi yokmuş" der milis kuvvetlerinin başına.
Bu konuşmalarıyla Milislere güven verir  Said. Milis kuvvetlerinin başı Yunanlıların çok önemli hareketliliklerini bildirmesi konusunda Said ile anlaşırlar. Düşmanın Askeri sevkiyatlarını yaptığı Bergama'ya en yakın Liman da Dikili'dir zaten.

Haftanın 2-3 günü Dikili Limanından kuş uçsa, limana kuş konsa, Said o gece katar kendini Kozak Yaylasına düşmandan haber verir. Ve gerekirse elinde silah düşmana zarar vermek için baskınlara da katılır,,,,, efeler safında.

Gündüzleri Limanda balıkçılar sorar "Dün gece neredeydin Said" diye. O inci dişleri ile sırıtarak ben gündüzleri çok göze batarım da geceleri zifirimdir göze batmam nede olsa Arap'ım der güler geçer.

Arap Said tekrarlanan sıklıklarla  karanlık bastıktan sonra  40 kilometre ötesinde ki Bergama'nın Kozak Yaylasına çıkar aynı gece  yorgunluk nedir bilmeden kırk kilometre teperek gerisin geriye Dikili'ye döner.

Bir süre bu geceleri üstlendiği haber iletme görevini  yoğun bir şekilde yerine getirir. 
Ancak Dikili de bulunan Yunan Garnizon komutanı her bir hareketlerinin milis kuvvetlerince  önceden biliniyor Bergama yada civar yerlere gönderilen cephane konvoylarının her defasında  pusuya düşüyor olmasından dolayı işkillenir. 

"Kim bizden haber vere ki dağ başlarında ki eşkıyaya" diye düşünüp durur.
Gizli gizli araştırırlar. 
Halk arasına muhbirler sokarlar.
Sonunda Garnizonun hareketleri hakkında Kozak  yaylasına bilgi veren 
bu kişinin limanda balıkçılık yapan Arap Said olduğunu anlarlar.


Kozak Yaylasından döndüğü gecenin sabahı kayığına tam binecekken Yunan askerleri tarafından yakalanır Said. Garnizona götürülür. Türlü  dayaklar türlü işkenceler görür Arap Said. Bergama direnişine katılan Efelerden, Milis kuvvetlerinden ve de nerede oldukları konusunda tek bir kelime dahi etmez .Kurtuluşa inanmıştır Said. Dikili de zeytin siyahı alnına yazılmış kara talihine karşı çıkmış, genlerinde ki özgürlük haykırışları ile bu yola girerken Said kanı pahasına canı pahasına.  "Ser veririm sır vermem" diye kendine yeminler etmiştir.

Hiç bir bilgi alamayan Yunan Garnizon komutanı, bedeni dayaktan işkenceden  lime lime olmuş Arap Said'in dünyada belki de işkencenin tek örneği olan insanlık dışı uygulamasıyla ayaklarına nal çaktırtır! ve boynunu bir tasmalatır.
 
Ayakları  kolları zincirli olduğu halde bir kurbanlık koç gibi zincirli tasmasından çekerek Dikili sokaklarında dolaştırılır Arap Said.


Her geçtiği sokağın granit taşlı yollarında nal sesi , yerde sürünen zincir sesi ile Arap Said'in gırtlağından çıkan acı dolu hırıltıları yankılanır, Dikilinin sokaklarında.

Bu manzara karşısında  Öylece  dona kalmıştır kasaba ahalisi.

Her yürütülen  yol üzerinde Arap Said'in kanlı nal ayak izleri gittikçe soluklaşır.

Şuan da bile insanların  su alıp çay demlediği sülüklü çeşmenin başına gelindiğinde bir yudum su dahi içemeden  İNANDIĞI ANADOLUNUN KURTULUŞU ADINA ihanet kelimeleri  yerine,  son nefesini bu uğurda verir "

Bir yazıda bir konuşmada yada bir şarkıda Ölürüm sana kurban olurum  ben sana diyenleri duyunca yada okuyunca. Hemen ARAP SAİD gelir aklıma.

Kurbanlık böyle bir şeydir işte.

Ruhun Şad olsun DİKİLİLİ  NALLI ARAP SAİD.

Levent Özcan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...